Erkekleri tavlama sanatı
Başrollerinde Sarah Michelle Gellar ve Alec Baldwin'in oynadığı
“Suburban Girl” (Erkekleri Tavlama Sanatı) 19 Ekim 2007'de vizyona
giriyor.
“Erkekleri
Tavlama Sanatı”, Melissa Bank'in esprili ve neşeli kısa
hikayelerini topladığı “The Girls' Guide to Hunting and Fishing” adlı
New York Times'ın çoksatar eserinden uyarlanmıştır. New York'taki bir
yayınevinde çalışmak üzere New Jersey'deki sakin hayatından
Manhattan'ın hareketli dünyasına giren yirmili
yaşlarındaki Brett Eisenberg'in (Sarah Michelle Gellar) hikayesidir.
Çekici, akıllı ve hırslı bir genç kadın olan Brett, hayatında ilk kez
annesi (Jill Eikenberry) ve babasının (James Naughton) yanından
ayrılmıştır ve kariyer hedefine ulaşabilmek
amacıyla New York şehrine taşınmıştır.
Manhattan'ın ‘Upper
West Side' bölgesinde yer alan teyzesi Hilda'nın dairesini uzun süredir
beraber olduğu sevgilisi Jed (Chris Carmack) ile paylaşmaktadır ve boş
vakitlerini moda tasarımcısı olan en
yakın arkadaşı Chloe (Maggie Grace) ile sanatsal etkinliklere katılarak
geçirmektedir. Bir gün, bir imza gününde efsanevi yayın editörü olan ve
tüm kadınların kalbini fethetmiş Archie Knox (Alec Baldwin) ile
tanışır. İç güdüleri kendinden yaşça çok
büyük olan bu adamdan uzak durmasını söylese de, Brett kendisini bu
çekici adamın büyüsüne kaptırmaktan alıkoyamaz. Brett için Archie,
kendisi için hayal ettiği hayatın ta kendisidir. Brett için sadece bu
adamın çekiciliği değil, aynı zamanda New
York'un en başarılı simalarından biri olması da çok etkileyicidir.
Erkek arkadaşı Jed ile ilişkisini bitirir; Archie ile yaşayacağı
ilişkinin onu gerçek bir kadın yapacağına inanmaktadır.
Ancak
kısa zamanda Brett'in mükemmel gözüken hayatı
yavaş yavaş kötüye gitmeye başlar. Yayınevinin baş editörü işten
ayrılır ve yerine güzeller güzeli, genç ve gösterişli bir İngiliz olan
Faye Faulkner (Vanessa Branch) gelir. Bu arada hayatta herşeyini
paylaşabildiği tek kişi olan babası da oldukça
hastadır. Tüm bu tatsızlıkların daha da kötüye gitmesinde Archie'nin de
büyük payı vardır. Hayallerini süsleyen erkek aslında hiç de göründüğü
gibi değildir. Brett'in, yavaş yavaş içine sürüklendiği bu durumdan
kurtulma çabası onun olgun, kendine
güvenli ve ayakları yere sağlam basan bir kadın olmasını sağlayacaktır.
YAPIM NOTLARI:
Yönetmen
Marc Klein, başrollerinde John Cusack ve Kate Beckinsale'in oynadığı
“Serendipity” (Tesadüf) adlı filmden sonra ‘chick lit'
olarak adlandırılan (Yirmili ve otuzlu yaşlarındaki genç kızlara hitap
eden kitaplar için kullanılır) kitapları sinemaya uyarlamak için
araştırmalara başlamıştır. Pek çok kitap inceledikten sonra bir film
için de iyi bir konu olabilecek “The Girls'
Guide to Hunting and Fishing” adlı kitapta karar kılar. Yönetmen,
kitabı seçmesindeki en önemli etkenin sadece basit bir romantik komedi
olmaması ve içinde daha derin düşüncelere de yer vermesi olduğunu
vurguluyor.
Marc
Klein, filmi yapmaya
karar verdiği zamanki düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Bu hikayeyi
seçmemin nedenlerinden biri de kendimi baş kahraman Brett'e çok
benzetmem. Kendine güvensiz ve korunmasız bir insan olarak dış dünyaya
açılması ve kendini tanımak için çıktığı zorlu
yolu hatalarından ders alarak başarıyla tamamlaması bu hikayeyi benim
için çok anlamlı yaptı. Bu, yeni yetme bir kızın gerçek bir kadına
dönüşmesinin hikayesi. İlk olarak kendini bir erkeğin varlığı ile ifade
eden fakat zamanla aslında tek başına da
kendine yetebileceğini keşfeden bir kadın. Bu bakımdan hikayenin
feminist bir tarafı da var.”
Marc
Klein, senaryoyu oluştururken kitabın vermek istediği esas fikre
tamamen sadık kaldığını söylüyor. Kitabın yazarı Melissa Bank ve
kendisi
arasında sıkı bir anlayış ve güven ilişkisi var. Kitap bir çok kısa
hikayeden oluşuyor, ancak senaryo oluşturulurken daha çok iki hikaye
üzerinde durulmuş: “My Old Man” (Yaşlı Erkeğim) ve “The Worst Thing a
Suburban Girl Could Imagine” (Bir Varoş
Kızının Hayal Edebileceği En Kötü Şey).
Filmde Brett rolünü
oynayacak kişiyi bulmak ise hiç zor olmamış. Kitabı daha önce okuyan
ve başrolde oynamak için can atan Sarah Michelle Gellar'ın menajeri
Marc Klein ile görüştükten sonra Klein,
Sarah ile buluşur. Buluştukları kafede içeri girer girmez karşısında
Sarah'tan çok bir Brett görür. Özensizce kalemle tepeden tutturulmuş
topuzuyla kitap okurken gördüğü Sarah, gülümsemesi ve gözlerindeki
ışıltıyla da filmdeki karakterin birebir
kopyası gibidir.
Gerçek hayatta da New York'da yaşayan ve
çalışan genç bir kadın olarak Sarah, Brett karakteriyle adeta
özdeşleşmiştir. Klein için Sarah, bir aktris olarak öyle bir enerjiye
sahiptir ki, bu filmdeki romantik rolüyle Buffy the
Vampire Slayer'da çizdiği ve herkesin aklına yer eden Buffy Summers
görüntüsünü tamamen unutturacak yetenektedir.
Archie
rolünü oynayacak kişi için ise Klein ilk fikri Sarah'tan almış.
Klein'in esas amacı Sarah'ın bu rol için hayal ettiği uygun
kişiyi seçip seçemeyeceğini ve bir anlamda, Sarah'ın da yapacağı bu
doğru seçimle kendi rolünü ne derecede benimsediğini görmek
istemesiymiş. Sarah'ın ilk ve tek olarak söylediği isim de Alec Baldwin
olmuş. Klein'in kafasında olan bu ismi Sarah'ın
hiç tereddütsüz söylemesi ise Sarah için en önemli bir artı puan olmuş.
Klein'in
ilk isim olarak Baldwin'i düşünmesinin pek çok geçerli sebebi var. İlk
olarak Baldwin, Hollywood'un en komik oyuncularından birisi. Ayrıca yaş
olarak da tam olarak
filmdeki Archie yaşlarında. Baldwin'in entellektüel görünümü de
filmdeki karakterle birebir bağdaşıyor. Tabii yakışıklılığının da
filmdeki rolü kapmasında büyük etkisi var. Baldwin'e telefon edip rolü
öneren ise Sarah olmuş.