| | Üretsiz Blog oluştur

SİNEMATURK

Oscar ödülleri sahiplerini buldu

İşte sinema dünyasının en prestijli ödülünü alan isimler..

oscar ABD'nin Los Angeles kentinde, Kodak Tiyatrosu'nda yapılan tören öncesinde kırmızı halı, renkli görüntülere sahne oldu. Törende de sunuculuğu Steve Martin ve Alec Baldwin üstlendi. İkilinin esprileri ve “iğneleyici” şakalarına sahne olan geceye, dans gösterisi renk kattı.

Bu yıl ilk defa 5 yerine 10 adayın gösterildiği “en iyi film” kategorisinde ödülü “The Hurt Locker” aldı. Ayrıca, bu yıl Oscar ödülünü ilk kez bir kadın yönetmen de aldı. Kathryn Bigelow, “The Hurt Locker” ile “en iyi yönetmen” ödülüne layık görüldü. Oscar'a daha önce Sofia Coppola, Jane Campion ve Lina Wertmuller bu kategoride aday gösterilmişti.

Bigelow'un filmi, “En iyi kurgu”, “En iyi özgün senaryo”, “En iyi ses kurgusu” ve “En iyi ses miksajı” ödüllerini de topladı.

Bigelow, ödül konuşmasında, “Başka türlü tarif edemem, bu hayatta bir kez olur” dedi.

 

İşte gecenin kazananları:

En İyi Film:
The Hurt Locker
En İyi Yönetmen:
Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En İyi Erkek Oyuncu:
Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Kadın Oyuncu:
Sandra Bullock (The Blind Side)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Christoph Waltz (Soysuzlar Çetesi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Mo'Nique (Precious)
En İyi Orijinal Senaryo:
The Hurt Locker (Mark Boal)
En İyi Uyarlama Senaryo:
Precious (Geoffrey Flechter)
En İyi Animasyon:
Up/ Yukarı Bak (Pete Docter)
En İyi Yabancı Film:
El Secreto de sus Ojos (Arjantin)
En İyi Görüntü Yönetmeni:
Avatar (Mauro Fiore)
En İyi Sanat Yönetmeni:
Avatar (Rick Carter, Robert Stromberg, Kim Sinclair)
En İyi Kostüm Tasarımı:
The Young Victoria (Sandy Powell)
En İyi Kurgu:
The Hurt Locker (Bob Murawski, Chris Innis)
En İyi Makyaj:
Star Trek (Barney Burman, Mindy Hall and Joel Harlow)
En İyi Şarkı:
The Weary Kind - Ryan Bingham ve T-Bone Burnett (Crazy Heart)
En İyi Müzik:
Up (Michael Giacchino)
En İyi Görsel Efekt:
Avatar (Joe Letteri, Stephen Rosenbaum, Richard Baneham, Andrew R. Jones)
En İyi Ses Kurgusu:
The Hurt Locker (Paul N.J. Ottosson)
En İyi Ses Miksajı:
The Hurt Locker (Paul N.J. Ottosson, Ray Beckett)
En İyi Belgesel (Uzun):
The Cove (Louie Psihoyos)
En İyi Belgesel (Kısa):
Music by Prudence (Roger Ross Williams ve Elinor Burkett)
En İyi Kısa Film:
The New Tenants (Joachim Back and Tivi Magnusson)
En İyi Animasyon (Kısa):
Logorama (Nicolas Schmerkin)

Ejder Kapanı setinden ilk fotoğraflar

Yapımcılığını TMC’nin yaptığı, senaryosunu Kubilay Tat'ın yazdığı ve yönetmenliğini Uğur Yücel'in üstlendiği polisiye-gerilim tarzındaki "Ejder Kapanı" film setinden ilk kareler basına yansıdı.
ejder
Uğur Yücel, Kenan İmirzalioğlu, Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç’ın rol aldığı, 25 Haziran’da İstanbul’da çekimlerine başlanan “Ejder Kapanı” filminin çekimleri devam ediyor. Polisiye-gerilim tarzındaki filmin setinden ilk kareler basına yansıdı. Kapalı Çarşı’da Zincirli Han ve Büyük Valide Hanı’nda yapılan çekimlerde Asayişler Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı’nı canlandıran Uğur Yücel ve Cinayet Büro Amiri’ni canlandıran Kenan İmirzalioğlu’nu bir cinayetin ardından delil toplarken görüyoruz. Zanlının kovalama sahneleri ise Kapalı Çarşı’nın çatısında çekildi.

Uğur Yücel, Kenan İmirzalioğlu, Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç’ın rol aldığı filmin çekimleri Haziran - Temmuz aylarında 7 hafta İstanbul ve 1 hafta Erzincan olmak üzere 8 haftada tamamlanacak. 1200 figüranın yer alacağı “Ejder Kapanı”nın bütçesi ise 5 trilyon...

Evlenme teklif etmek için sinema kiraladı

vl 26 yaşındaki Pete Simson kız arkadaşı 25 yaşındaki Hannah McDonagh’a doğum gününde sanatsal bir Fransız filmi izlemek için İngiltere’nin Bristol kentindeki bir sinemaya gideceklerini söyledi.

Hiçbirşeyden haberi olmayan McDonagh sinemadaki diğer izleyicilerle birlikte oturup filmi izlemeye başladı.

Ancak McDonagh’ın sinema izleyicisi sandığı kişiler sinemanın personeli ve plandan haberdar olan müşterilerdi.

Işıklar sönünce her zamanki gibi önce reklamlar başladı ama hemen ardından McDonagh beyaz perdede gördüklerine inanamadı.

Yanında oturan erkek arkadaşı Simson büyük ekranda sadece don giymiş bir halde Daniel Bedingfield’in  “If You’re Not The One” şarkısını söylüyordu.
 
Beş dakika süren muzip klipte Simson bir yandan Bedingfield’in aşk şarkısını mırıldanırken bir yanda da birbirinden farklı rengarenk donlar giyerek yatakta kıvranıyor, bir yamacın üzerinden efkarlı bir şekilde etrafına bakınıyor ve bir kumsalda yürüyor.

Sinemadaki bu özel gösterim biter bitmez spot ışıkları Simson’un üzerine döndü. Simson dizlerinin üzerine çökerek diğer izleyicilerin alkışları eşliğinde McDonagh’a evlenme teklif etti.

Gözyaşları içinde kalan McDonagh’ın hıçkırıklar arasından zorlanarak da olsa “evet” dediği duyuldu.

Indiana Jones 5 geliyor

George Lucas ünlü seri için çılgın bir devam filmi planladığı söylentileri çoğaldı...

i Harrison Ford yaşına rağmen başarısı nedeniyle George Lucas'ın yeni Indiana Jones filmi projesine ışık yakmış. Lucas'ın dediklerine göre, yeni filmde tam anlamıyla uçmayı hedefliyormuş.

Harrison Ford'un ise Lucas'tan tek bir ricası olmuş. Yeni filmin tıpkı Star Wars gibi animasyon olma ihtimaline karşı "anime edilmekten" hoşlanmayacağını, kanıyla teriyle koşmayı tercih edeceğini söylemiş.

uzunmetraj.com

En seksi Bond filmi!

Genç İngiliz yıldız Gemma Arterton, yeni James Bond filmi Quantum of Solace'in cesur sahneleriyle adından çok söz ettirecek gibi görünüyor.
 
bond3 Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi'ni kısa bir süre önce bitiren 22 yaşındaki Arterton, çekimleri süren filmde 007 Bond'u canlandıran Daniel Craig ile birlikte kamera karşısına geçti ve etkileyici bir performans sergiledi..
 
Bir kaynak ustası ile bir temizlikçinin kızı olan Arterton, filmde İngiliz Gizli Servisi MI6'nın gözüpek ajanlarından birini canlandırıyor. Arterton'ın saç modeli ve giysileri f1960 tarihli bir başka Bond filmi olan On Her Majesty's Secret Service'de Diana Rigg'in canlandırdığı karaktere benzetildi. .
 
Daniel Craig ve Gemma Arterton'ın yanısıra Olga Kurylenko'nun da rol aldığı Quantum of Solace İngiltere ve ABD'de 31 Ekim'de gösterime girecek.

Şeytana Karşı - Evil

evil1950'lerde İsveç'te geçen hikayede, ergenlik çağındaki Erik, üvey babasının dayağı yüzünden hayatı çekilmez hale gelmiş bunalımlı bir gençtir. Üvey babasının verdiği bir kararla evden uzağa, bir yatılı okula gönderilen Erik, bunu bir kurtuluş gibi görse de kısa zamanda hiç de göründüğü gibi olmadığını farkedecektir.

Okulda öğrenciler arasında ciddi bir rekabet vardır ve güçlü öğrencilerin güçsüzleri ezdiği bir ortam oluşmuştur. Öğretmenlerin bile öğrenciler kadar baskı altında olduğu bir tür hapishanede olduğunu farkeden Erik'i, artık geride bıraktığı yaşantısından bile daha zor günler beklemektedir.

İsveç sinemasının son dönem yeteneklerinden biri olan yönetmen Mikael Hafstrom, bu film sonrası uluslararası anlamda çok ilgi topladığı için Hollywood'a transfer oldu. Film, İstanbul Film Festivali'nde de izleyenler tarafından beğeni ile karşılandı.

Tür : Dram / Macera Gösterim Tarihi : 7 Mayıs 2004

Yönetmen : Mikael Håfström Senaryo : Mikael Håfström , Hans Gunnarsson , Jan Guillou (Kitap)

Görüntü Yönetmeni : Peter Mokrosinski Müzik : Francis Shaw Yapım : 2003, İsveç , 114 dk.

Oyuncular Andreas Wilson (Erik Ponti) , Henrik Lundström (Pierre Tanguy) , Gustaf Skarsgård (Otto Silverhielm) , Jesper Salén (Dahlén) , Marie Richardson (Anne) , Johan Rabaeus (Üvey Baba) , Kjell Bergqvist (Ekengren) , Linda Zilliacus (Marja)

1408

14081408

1408Mike Enslin, doğaüstü olaylar üzerine kitaplar yazan başarılı bir yazardır. Yine doğaüstü olaylara odaklanan son kitabı için araştırma yaparken Dolphin Oteli'nin 1408 numaralı odasında bir takım gizemli olayların olduğunu keşfeder.

Geçmişte kitapları için yaptığı çalışmalardan elde ettiği bilgilerden, 1408'in önemli bir mit olduğunu anlayacaktır. Otel yöneticisi Mr. Olin'in de olaylara karışması ile herşey ürkütücü bir boyuta varır. 1408'in korkutucu geçmişini çözmeye çalışmak, hiç de kolay olmayacaktır.

Stephen King'in 1408 isimli kısa öyküsünden uyarlanarak beyazperdeye aktarılan film, John Cusack ve Samuel L. Jackson gibi güçlü isimleri barındırıyor. 1408'in, ünlü korku romancısının en beğenilen öykülerinden biri olduğu düşünülürse filmin nasıl olacağı da merak konusu...Şeytana karşı ve Raydan çıkanlar gibi etkileyici gerilim filmlerinden sonra yönetmen Mikael Håfström'ün kesinlikle güven yarattığını söyleyebiliriz.

Tür : Gerilim / Korku Gösterim Tarihi : 28 Eylül 2007

Yönetmen : Mikael Håfström

Senaryo : Matt Greenberg , Scott Alexander , Larry Karaszewski , Stephen King (Kitap)

Görüntü Yönetmeni : Benoit Delhomme Müzik : Gabriel Yared Yapım : 2007, ABD , 94 dk.

Oyuncular John Cusack (Mike Enslin) , Samuel L. Jackson (Mr. Olin) , Mary McCormack (Lilly) , Jasmine Jessica Anthony (Gracie) , Kim Thomson (Mrs. Palmer) , Andrew Lee Potts (Jackson) , Walter Lewis (Patrick)

Bir Görüşme'nin Her Hali...

orusmeSteve Buscemi’nin yönetmenlik macerasındaki yeni durağı görüşme eğlendiren, düşündüren, heyecanlandıran ve cezbeden bir yapım. 1408 ile aynı anda vizyona girmesi ilginç bir tesadüf. Her iki film de kapalı bir mekan içinde geçiyor. Farklı türlerin ve yönetmenlerin kapalı mekanları nasıl değerlendirdikleri açısından izlenebilir ve değerlendirilebilir.

Amerikalıların “loft” olarak adlandırdıkları, geniş bir depo tarzındaki bir dairede geçen filmin klostrofobik hiçbir yönü yok. Tam tersine mekanı daha da büyüten, izleyeni daha da rahatlatan ve adeta o mekanın içinde yaşatan bir yönetmenlik ile göz dolduruyor. Açıkçası iyi yönetmenliğin ve ayrıca iyi oyunculuğun el kitabı bu filmde yazılı…

Savaş muhabirliği yapan Pierre hayatının en sinir bozucu işi ile karşı karşıyadır. Kendisine kızgın olan editörü, Pierre'e pembe dizi yıldızı Katya ile röportaj yapması işini verir. Katya'nın kendisi ile ilgili hiçbir fikri olmamakla birlikte, onun içinde bulunduğu yıldızlar dünyası ile ilgili de bir fikre sahip değildir.

Katya ile karşı karşıya geldiğinde, birbirlerinden çok farklı hayatlar yaşayan bu insanın dünyaları ve egoları sert bir çarpışma yaşayacaktır. Birbirlerine karşı duydukları bu uzaklık ve yaptıkları sert atışmaların arkasından neler yaşanacağı ise ikisinin de tahmin edemeyeceği kadar farklıdır.

Hollandalı yönetmen Theo Van Gogh'un aynı adlı filminin yeniden çevrimi olan Görüşme, Steve Buscemi ve Sienna Miller isimleri ile dikkat çekiyor.

Buscemi, bir tiyatro sahnesi gibi kullandığı apartman dairesinin tümünü filme açıyor. Film sonunda bilmediğimiz bir köşe görmediğimiz bir yer kalmıyor. Özellikle tüm film boyunca göreceğimiz ana kadın kahramana ait bir ev olmasından dolayı, bu film ile samimi bir ilişki kurmamızın gerekliliğini kavramış Buscemi. Sienna Miller’in canlandırdığı Katya’yı tüm film boyunca evin değişik objelerini kullanırken, koltuklara ve yataklara zıplarken ve de evine bir misafir olarak davet ettiği Pierre Peders’e (Steve Buscemi) ev sahipliği yaparken görüyoruz. Böylece eve gelen misafirin de dahil edilmesi ile kahramanlar ile mekan arasında interaktif bir ilişki sağlanıyor. Ve bu sayede söyleyebiliriz ki, bu filmin üçüncü kahramanı Katya’nın evi…


oru
Tür : Dram Gösterim Tarihi : 28 Eylül 2007

Yönetmen : Steve Buscemi

Senaryo : Theodor Holman , Steve Buscemi , David Schechter

Görüntü Yönetmeni : Thomas Kist Yapım : 2007, ABD , 84 dk.

Oyuncular Sienna Miller (Katya) , Steve Buscemi (Pierre Peders) , Michael Buscemi (Robert Peders) , Tara Elders (Maggie) , David Schecter (Maitre'd) , Molly Griffith (Garson)

Erkekleri tavlama sanatı

ertav

Erkekleri tavlama sanatı

Başrollerinde Sarah Michelle Gellar ve Alec Baldwin'in oynadığı “Suburban Girl” (Erkekleri Tavlama Sanatı) 19 Ekim 2007'de vizyona giriyor.

 

“Erkekleri Tavlama Sanatı”, Melissa Bank'in esprili ve neşeli kısa hikayelerini topladığı “The Girls' Guide to Hunting and Fishing” adlı New York Times'ın çoksatar eserinden uyarlanmıştır. New York'taki bir yayınevinde çalışmak üzere New Jersey'deki sakin hayatından Manhattan'ın hareketli dünyasına giren yirmili yaşlarındaki Brett Eisenberg'in (Sarah Michelle Gellar) hikayesidir. Çekici, akıllı ve hırslı bir genç kadın olan Brett, hayatında ilk kez annesi (Jill Eikenberry) ve babasının (James Naughton) yanından ayrılmıştır ve kariyer hedefine ulaşabilmek amacıyla New York şehrine taşınmıştır.

Manhattan'ın ‘Upper West Side' bölgesinde yer alan teyzesi Hilda'nın dairesini uzun süredir beraber olduğu sevgilisi Jed (Chris Carmack) ile paylaşmaktadır ve boş vakitlerini moda tasarımcısı olan en yakın arkadaşı Chloe (Maggie Grace) ile sanatsal etkinliklere katılarak geçirmektedir. Bir gün, bir imza gününde efsanevi yayın editörü olan ve tüm kadınların kalbini fethetmiş Archie Knox (Alec Baldwin) ile tanışır. İç güdüleri kendinden yaşça çok büyük olan bu adamdan uzak durmasını söylese de, Brett kendisini bu çekici adamın büyüsüne kaptırmaktan alıkoyamaz. Brett için Archie, kendisi için hayal ettiği hayatın ta kendisidir. Brett için sadece bu adamın çekiciliği değil, aynı zamanda New York'un en başarılı simalarından biri olması da çok etkileyicidir. Erkek arkadaşı Jed ile ilişkisini bitirir; Archie ile yaşayacağı ilişkinin onu gerçek bir kadın yapacağına inanmaktadır.

Ancak kısa zamanda Brett'in mükemmel gözüken hayatı yavaş yavaş kötüye gitmeye başlar. Yayınevinin baş editörü işten ayrılır ve yerine güzeller güzeli, genç ve gösterişli bir İngiliz olan Faye Faulkner (Vanessa Branch) gelir. Bu arada hayatta herşeyini paylaşabildiği tek kişi olan babası da oldukça hastadır. Tüm bu tatsızlıkların daha da kötüye gitmesinde Archie'nin de büyük payı vardır. Hayallerini süsleyen erkek aslında hiç de göründüğü gibi değildir. Brett'in, yavaş yavaş içine sürüklendiği bu durumdan kurtulma çabası onun olgun, kendine güvenli ve ayakları yere sağlam basan bir kadın olmasını sağlayacaktır.

YAPIM NOTLARI:

Yönetmen Marc Klein, başrollerinde John Cusack ve Kate Beckinsale'in oynadığı “Serendipity” (Tesadüf) adlı filmden sonra ‘chick lit' olarak adlandırılan (Yirmili ve otuzlu yaşlarındaki genç kızlara hitap eden kitaplar için kullanılır) kitapları sinemaya uyarlamak için araştırmalara başlamıştır. Pek çok kitap inceledikten sonra bir film için de iyi bir konu olabilecek “The Girls' Guide to Hunting and Fishing” adlı kitapta karar kılar. Yönetmen, kitabı seçmesindeki en önemli etkenin sadece basit bir romantik komedi olmaması ve içinde daha derin düşüncelere de yer vermesi olduğunu vurguluyor.

Marc Klein, filmi yapmaya karar verdiği zamanki düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Bu hikayeyi seçmemin nedenlerinden biri de kendimi baş kahraman Brett'e çok benzetmem. Kendine güvensiz ve korunmasız bir insan olarak dış dünyaya açılması ve kendini tanımak için çıktığı zorlu yolu hatalarından ders alarak başarıyla tamamlaması bu hikayeyi benim için çok anlamlı yaptı. Bu, yeni yetme bir kızın gerçek bir kadına dönüşmesinin hikayesi. İlk olarak kendini bir erkeğin varlığı ile ifade eden fakat zamanla aslında tek başına da kendine yetebileceğini keşfeden bir kadın. Bu bakımdan hikayenin feminist bir tarafı da var.”

Marc Klein, senaryoyu oluştururken kitabın vermek istediği esas fikre tamamen sadık kaldığını söylüyor. Kitabın yazarı Melissa Bank ve kendisi arasında sıkı bir anlayış ve güven ilişkisi var. Kitap bir çok kısa hikayeden oluşuyor, ancak senaryo oluşturulurken daha çok iki hikaye üzerinde durulmuş: “My Old Man” (Yaşlı Erkeğim) ve “The Worst Thing a Suburban Girl Could Imagine” (Bir Varoş Kızının Hayal Edebileceği En Kötü Şey).

Filmde Brett rolünü oynayacak kişiyi bulmak ise hiç zor olmamış. Kitabı daha önce okuyan ve başrolde oynamak için can atan Sarah Michelle Gellar'ın menajeri Marc Klein ile görüştükten sonra Klein, Sarah ile buluşur. Buluştukları kafede içeri girer girmez karşısında Sarah'tan çok bir Brett görür. Özensizce kalemle tepeden tutturulmuş topuzuyla kitap okurken gördüğü Sarah, gülümsemesi ve gözlerindeki ışıltıyla da filmdeki karakterin birebir kopyası gibidir.

Gerçek hayatta da New York'da yaşayan ve çalışan genç bir kadın olarak Sarah, Brett karakteriyle adeta özdeşleşmiştir. Klein için Sarah, bir aktris olarak öyle bir enerjiye sahiptir ki, bu filmdeki romantik rolüyle Buffy the Vampire Slayer'da çizdiği ve herkesin aklına yer eden Buffy Summers görüntüsünü tamamen unutturacak yetenektedir.

Archie rolünü oynayacak kişi için ise Klein ilk fikri Sarah'tan almış. Klein'in esas amacı Sarah'ın bu rol için hayal ettiği uygun kişiyi seçip seçemeyeceğini ve bir anlamda, Sarah'ın da yapacağı bu doğru seçimle kendi rolünü ne derecede benimsediğini görmek istemesiymiş. Sarah'ın ilk ve tek olarak söylediği isim de Alec Baldwin olmuş. Klein'in kafasında olan bu ismi Sarah'ın hiç tereddütsüz söylemesi ise Sarah için en önemli bir artı puan olmuş.

Klein'in ilk isim olarak Baldwin'i düşünmesinin pek çok geçerli sebebi var. İlk olarak Baldwin, Hollywood'un en komik oyuncularından birisi. Ayrıca yaş olarak da tam olarak filmdeki Archie yaşlarında. Baldwin'in entellektüel görünümü de filmdeki karakterle birebir bağdaşıyor. Tabii yakışıklılığının da filmdeki rolü kapmasında büyük etkisi var. Baldwin'e telefon edip rolü öneren ise Sarah olmuş.